100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo bedava! +9 TL ile kapıda ödeme imkanı
İlkyazların Anısıyla - Seyit Göktepe- | Yeni ve İkinci El Ucuz Kitabın

İlkyazların Anısıyla

ISBN / BARKOD : 12345678293363
Üretici : Yapı Kredi Yayınları Sahaf
Yazar : Seyit Göktepe
Sayfa Sayısı : 116
Konu Edebiyat / Öykü
Edebiyat / Türk Edebiyatı
İlkyazların Anısıyla, günümüz öykücülüğünün genç kalemlerinden Seyit Göktepenin ikinci kitabı. Yazar bu kitabında da Defter ve Çikolatada ipuçlarını verdiği usta öykücülüğün kapıların açarak yeni arayışların izinde yol Yazının devamı...
Kargo Ücreti : 9,50 TL
Kitapsahaf Fiyatı : 6,00

Ürün Özellikleri

Stok Kodu

12345678293363

Boyut

13.50x20.00

Sayfa Sayısı

116

Basım Yeri

İstanbul

Basım Tarihi

2005

Kapak Türü

Ciltsiz

Kağıt Türü

2. Hamur

Dili

Türkçe

İlkyazların Anısıyla, günümüz öykücülüğünün genç kalemlerinden Seyit Göktepenin ikinci kitabı. Yazar bu kitabında da Defter ve Çikolatada ipuçlarını verdiği usta öykücülüğün kapıların açarak yeni arayışların izinde yol alıyor.

Tadımlık
Annemin yemeği hazırlayışına, sofrayı kuruşuna, tabaklarımızı doldurup sunuşuna, bulaşıklara koşuşturuşuna öylesine alışmıştım ki tek başıma ateşe tutmaya bile üşenmiştim fasulyeyi. Ama kahve için fincanı bulan da, cezveye su koyup ısıtan da, aynı cezveye bir daha su koyup kahvenin üzerine katmaya kalkışan da ben değil miydim? Tembelliğimdi. Annemdendi. Babamdandı belki. Kardeşimdendi. Annemin gayreti, bendendi. Bizdendi. Babamın emeği bizdendi. Bendendi yani, kardeşimdendi. Birbirimiz içindik her birimiz. Şimdi, okuldan yorgun argın döneceğimi bildikleri halde beni burada unutmaları kimdendi ya, nedendi? Ödeşiyor muyduk yoksa? Pencere emretti. Apartmanlar emretti. Kapılar emretti. Kalktım yerimden. Koltukta izim çıkmıştı. Ben kalkınca koltuk da rahatlamıştı. Fincanı karşı koltuğun önüne götürdüm, bıraktım. Adil davranmıştım kesinkes: Birinde oturmuştum, birinde de oturmuş olabilirmişim gibisinden bir işaret çakmıştım. Pencereye nasıl da yakınlaşmıştım. Sokağın ışıklarının yanında salon, içinde bulunduğum dört duvar, zifiri karanlıktı. Salondan korkuyordum artık. Karanlığın bir parçasıydım burada ben de şüphesiz. Zaten yarın okul vardı. Erkenden uyanmak zorundaydım. Odama gitmeliydim. Yaz bitmişti. Yatakta kahvaltıya çağrılmayı bekleyişlerim, yastığa başımı gömüp tekrar tekrar düşlere dalma denemelerim anı olmuştu. Yorganla savaşmak anı olmuştu. Şimdi sabahın serseri saatleri fizik kimya kâbuslarından başkası değildi. İki koltuk arasında tavana diktim gözlerimi. Fosforlu yıldızlar yapıştırmalıyım sana, dedim. Sesime sevindim. Fosforlu yıldızlar, yineledim. Gecede yemyeşil parıldayacak, göğü şuracığıma getirecek yıldızlar. Yıldız maketleri. Koridor, fısıldadım, yüz yüze geleceğiz seninle birazdan. Buradan çıkınca ilk seni bulacağım karşımda. Bana en çok benim odamı sevdiğini gerçekten söyleyecek misin? Dostum olacak mısın? Sokağa, capcanlı yıldızlara uzanacak yolu açacak mısın bana? Koridor, ah koridor. Bütün ışıkları yakacağım çıkarken ben de. Orada dağ gibi bir çanta var, işte söz sana, tekmeleyip kovacağım onu oradan.

Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.


Yorum yaz
Kapat